Ana Sayfa Askeri Havacılık Havacılığın Doğuşu

Havacılığın Doğuşu

102
0
Google search engine
Tarihteki Havacılık Efsaneleri

İnsanoğlunun gökyüzüne olan sevdası çok eski tarihlere dayanmaktadır. Eski uygarlıklardan bu yana çok sayıda insan uçmayı hayal etmiş, bazıları ise hayallerinin ötesine geçerek denemiştir. Dünya tarihine baktığımız zaman insanoğlunun uçabilmek adına çok sayıda deneme yaptığı görülmektedir. Bu kapsamda, uçma düşüncesine dair ilk kayıtlar Mezopotamya’nın kuzeyinde yer alan Asur Medeniyeti’ne ait Ninova kentine bulunan saray kütüphanesindeki rölyefte yer almaktadır. MÖ 626 yılında Asur Kralı Asurbanipal’e ait bir taş levhada Kiş’in efsanevi kralı Etana‘nın bir kartalın sırtında göğe yükselişi anlatılmaktadır.

Milattan önce yaşamış Hintli Şair Rishi Valmiki’ye ait Ramayana adlı Hint Destanı’nda; İlah Vişnu’nun başka bir ruhla yeniden hayat bulduğu Shri Rawa‘yı anlatırken yüksek binaları aşarak efendisinin aklından geçen yere inen Pusiaka isimli hava arabasından bahsetmektedir.

Yine havacılıkla ilgili Yunan efsanesine göre Daidalos ve onun Giritli bir köleden doğma oğlu İkarus‘un, Kral Minos tarafından hapsedildikleri labirentteki kuleden kaçmak için Daidalos ikisininde kaçabilmesi için balmumundan birer çift kanat yaptıkları ve uçarak kaçtıkları anlatılmaktadır. Yine efsaneye göre İkarus babasının nasihatlarını dinlemediği için çok yükselmiş, güneş ışınlarının etkisi nedeniyle balmumu kanatları eriyerek Ege’de bulunan Sisam Adası yakınlarına düşerek hayatını kaybetmiş, baba Daidalos ise Ege Denizi’ni uçarak geçmiştir. Yunan Mitolojisi’nde buna benzer birçok örnek bulunmaktadır. Bu örnekler arasında Güneş Tanrısı Helios’un oğlu Phaetlon’un gökkubbeye sürdüğü atlı arabaya ilave, Hermes‘in ayaklarında kanatlı sandaletler, başında kanatlı bir çoban başlığı ve elinde kanatlı bir asa ile göğe yükselen bir tanrı olduğu anlatılmaktadır. Çin’de de MÖ 300 yıllarında yaşamış Bambu isimli şahsın eserinde, İmparator Shun‘un çocukken kuşların kanatlarını takarak esaretten kurtulduğu anlatılmaktadır.

Dünyadaki bir çok medeniyet gibi Türklerde de benzer havacılık efsaneleri yer almaktadır. Şamanizim inancına göre din adamlarının yerin altına veya yerin üstüne bir takım aracılar kullanarak uçtuklarına inanılmıştır. Ayrıca İslamiyet öncesi Türklerin Göktürk Kitabeleri’nde tanrıların en büyüğü olarak Gök Tanrı anlatılmıştır. Türklere felaketlerden koruduğuna ve zafer kazandırdığına inanılan Gök Tanrı’ya Türk Tanrı’sı denmiş ve hakankar yeryüzünde Gök Tanrı’nın temsilcileri sayılmıştır. Ayrıca Orhun Kitabeleri’nde de Türklerdeki hava unsuruna atfedilen önem ortaya konmaktadır. Altaylar’daki Teleüt Türkleri‘nin Merküt Kabilesi’nin Berküt’ten (kara kartal), Yurttaş Kabilesi’nin ise beyaz başlı kartaldan türediğine inanılmıştır.

Benzeri efsaneler Yakut Türkleri‘nde yer almaktadır. Eski Türk medeniyetlerinin tamamında kartal figürü ve gökyüzü çok önemlidir ve kartal kutsal sayılmaktadır. Türklerin gökyüzüne verdiği önemin en önemli kanıtlarından birisi ise Göktürk Hakanlığı’dır. Göktürk Hakanlığı’nın yanı sıra Avrupa Hun İmparatorluğu’nun bayrağında kuş ambleminin, Gazneli Devleti’nin bayrağında hilal ve tavus kuşu, Altınordu Devleti’nin bayrağında hilal, Akhun ve Hazar imparatorluklarında ise yıldız ambleminin bulunması Türklerin gökyüzüne verdiği önemin en bariz göstergeleridir.

Dünya ve Türk efsanelerinde gökyüzünün bu denli önemli olması, sonraki medeniyetlerde insanoğlunun bunu uçma girişimlerinde bulunmasına kadar götürmüştür. Türkler arasında uçma teşebbüsleri içinde en önemlisi 10-11. yüzyılın ünlü alimlerinden İsmail bin Hammad el Cevheri tarafından gerçekleştirilmiştir. Yaptığı çalışmalar sırasında kuşların hareketlerini ve uçmalarını incelemiş ve bunun sonucunda kendisine bir kanat yaparak Nişabur’daki bir caminin minaresine çıkarak deney yapmıştır. Nişabur’daki Ulu Cami’nin minaresine çıkarak aşağıda bulunan ahaliye konuşma yapmış, sonrasında kanatlarını takarak boşluğa doğru bırakmıştır. Bir süre uçtuktan sonra düşerek şehit olan İmam Cevheri, Türk Havacılık Tarihi’ndeki ilk Türk Hava Şehidi olarak kabul edilmektedir.

İmam Cevheri’den önce Abbas Kasım İbn Firnas uçma teşebbüsünde bulunmuş, büyük kuşların kanatlarından iki kanat takıp bir müddet uçmuş, fakat kuşların yere inmek üzere kuyruklarından yararlandıklarını hesap edemediğinden iniş esnasında hafif yaralanmıştır. İbn Farnas bu girişimiyle insanlık tarihindeki ilk bilimsel uçma deneyiminde bulunan kişi olarak tarihe geçmiştir.

İmam Cevheri’den yaklaşık bir asır sonra Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın Bizans’a (İstanbul’a) yaptığı bir ziyaret sırasında, sultan onuruna düzenlenen şölenlerde Doğulu Siracettin adındaki bir Müslüman Türk uçma teşebbüsünde bulunmuştur. İçine hava doldurduğu elbisesiyle surlardan kendisini bırakarak kuş gibi kanat çırparak uçmaya çalışmış fakat yükselemeyerek yere çakılıp hayatını kaybetmiştir.

Osmanlı Devleti döneminde de uçma adına bir takım çalışmaların yağıldığı Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde anlatılmaktadır. Seyahatnameye göre Hezarfen Ahmet Çelebi 1630 yılında kendi yaptığı kanatla Galata Kulesi’nden Üsküdar Doğancılar’a kadar uçmayı başarmış ve dönemin padişahı Sultan IV. Murad tarafından bir kese altın ile ödüllendirilmiş, fakat korkulacak bir adam olduğunu düşündüğü için Cezayir’e sürgüne göndermiştir. Bu uçuşla ilgili bilgiler Seyahatname’nin dışında İngiliz matematik bilgini Papaz Wilkins’in Dünya’nın Keşfi adlı kitabında da bulunmaktadır.

Türklerdeki uçma girişimleri Lagari Hasan Çelebi‘nin yaptığı 50 okka barut macunundan yedi kollu bir roket ile devam etmiştir. Yaklaşık 64kg ağırlığında olan Lagari Hasan Çelebi 1633 yılında dönemin Osmanlı padişahı IV. Murad’ın kızı Kaya Sultan’ın doğduğu gün düzenlenen şenliklerde, yardımcıları tarafından ateşlenen roket ile Sarayburnu’ndan havalanıp Sinanpaşa Kasrı önünde denize inmiştir. Bu uçuş denemesinde Lagari’nin yaklaşık 300 metre havalandığı ve 20 saniye boyunca havada kaldığı yine Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde anlatılmaktadır. Lagari Hasan Çelebi kendisine bağlı bulunan kanatlar sayesinde boğaza oldukça yumuşak bir iniş gerçekleştirmiştir. İlk başta 70 akçe ile ödüllendirilen Lagari Hasan Çelebi, daha sonra ulemanın baskısı ile yargılanmış ve Kırım’a sürgüne gönderilmiştir. Fakat bu başarısı ile tarihte füzeyle uçan ve paraşütle inen ilk bilim insanı olarak yerini almıştır.

19. yüzyılın başında Karadeniz’in Of ilçesinde yaşayan Ahmet ve Veli Hoca isimli havacılık meraklıları martı ve kartalların anatomik yapılarını inceleyerek araştırmalar yapmışlardır. İncelemeler neticesinde Veli Hoca tahta ve yaylardan yaptığı kanadı sırtına geçirerek 400m aşağıda yer alan ve iki kilometre mesafedeki Ahburun’a doğru uçmuş ve sorunsuzca inmiştir.

Havadan Hafif Hava Araçlarıyla İlk Uçuş

Balon fikri, 1766 yılında Henry Cavendish‘in hidrojen gazının havadan daha hafif olduğunu keşfetmesi ve 1767’de Joseph Black‘in hafif bir aracın hidrojenle doldurulduğu zaman uçabileceğini öne sürmesiyle gündeme gelmiştir. Bu iddiaya rağmen ilk balon hidrojenle değil, sıcak havayla doldurularak uçurulmuştur. 4 Haziran 1783 tarihinde Fransa’da Montgolfier Kardeşler (Joseph ve Jacques) yapılan ve iç hacmi 53 metreküp olan sıcak hava balonu doldurularak iki kilometre yükseğe çıkarılmıştır. Montgolfier Kardeşler, 19 Eylül 1783 tarihinde Kral XVI. Louis onuruna bir koyun, bir ördek ve bir tavuktan oluşan yolcuları balon ile taşımıştır. 21 Kasım 1783’de ise sıcak hava balonu ile ilk insanlı uçuş gerçekleştirilmiştir.

1 Aralık 1783 tarihinde Profesör Jacques Charles ve Robert Kardeşler ilk hidrojen balonunu uçurmayı başarmıştır. Bu başarının ardından 27 Aralık 1783’te ipekten yapılma dört metreküplük bir balonu hidrojen doldurarak uçurmuştur. Balon bu uçuşta bin metre yükseklikte 16 mil mesafeyi 45 dakikada katetmiştir.

Avrupa’da balon ile ilgili çalışma ve bu teknolojideki gelişmeler sonraki yıllarda da devam etmiştir. Fransa bu tarihlerde balon alanındaki çalışmalarda neredeyse merkez durumundaydı. Yine bir Fransız vatandaşı Blanchard gazların en hafifi olan hidrojen gazıyla havaya kaldırılabilen bir balon üretmiştir. Küreklerle çalışan kanatlar takılı bu balon ile 2 Mart 1784 tarihinde Paris’teki Champ de Mars parkından kuzeydoğudaki La Villette’ye gitmek üzere havalanmış, fakat ters esen rüzgar onu Seine Nehri’ni geçerek Billancourt’a götürmüş ve Rue de Sèvres’e inmiştir. Jean Pierre Blanchard 7 Ocak 1785 tarihinde balonla Dover’dan havalanarak 2 saat 25 dakika süren yolculuk sonunda İngiliz Kanalı’nı geçerek en uzun mesafeli balon uçuşunu gerçekleştiren kişi olarak tarihe geçmiştir. Ayrıca Blanchard, 9 Ocak 1793 tarihinde ABD’de ilk hava postasını gerçekleştirmiştir.

Balonda yakalamış oldukları başarı sayesinde yine dünyada askeri anlamda ilk balon birliğini Fransızlar kurmuştur. 1793 yılında icat ttikleri Lentreprenant isimli balon ile ilk balon bölüğünü oluşturmuşlardır. 1794 yılında gerçekleşen Fleurus Muharebesi‘nde Avusturya ve Flemenk kuvvetlerini gözlemlemek amacıyla balonu ilk kez savaş alanında kullanmışlardır.

20nci yüzyılın başında tüm dünyada balonculuk yaygınlaşmış ve serbest balonlarla uzun mesafe yarışları ve uçuşları yapılmaya başlanmıştır. 22 Ekim 1797 tarihinde Paris civarında Andre Jacques Garnerin isimli bir Fransız balon ile sepeti arasına çadır bezinden yaptığı paraşüt ile 1.000 metre yükseklikten ipleri keserek atlamış ve dünya havacılık tarihinde ilk paraşüt atlayışını gerçekleştirmiştir. Yine aynı dönemlerde balon bilimsel çalışmalar amacıyla da kullanılmıştır. 27 Ağustos 1803 tarihinde Guy Lussac ve Jean Baptise Biot, balonla 7.000 metre yüksekliğe çıkarak atmosfer ve manyetik alan konularında incelemeler yapmıştır.

Adım Adım Uçaklara Doğru: Planörler

Balonculukta elde edilen başarıları Prusyalı Otto Lilienthal bir adım ileriye taşıyarak ilk defa havadan ağır makine ile uçma başarısı gerçekleştirmiştir. Aldığı mühendislik eğitimi ile birlikte kuşların hareketlerini izleyerek çeşitli hava araçları yapmış ve bunları test etmiştir. Yaptığı bu testlerde kullanmak amacıyla Berlin yakınlarında fırlatma rampası olarak kullanmak üzere yapay bir tepe inşa etmiştir. 1891 yılında yaptığı kendi tasarımı olan bir planör ile o ve kardeşi Gustav 2000’den fazla uçuş denemesi gerçekleştirmiş ve bu denemeler neticesinde 250 metre mesafeye uçabilen bir hava taşıtı üretmiştir. Otto Lilienthal yine 9 Ağustos 1896 tarihinde kendi yaptığı çift satıhlı planör ile uçuş denemesi yapmış ve deneme sırasında 15 metre mesafeden düşerek omurgasını kırmıştır. Ağır yaralı olarak kurtulduğu bu kazadan bir gün sonra hayatını kaybetmiş ve tarihe “Küçük fedakarlıklar yapılmalı (Kleine Opfer müssen gebracht werden)” son sözünü bırakmıştır.

Otto Lilienthal’in öncülüğünü yaptığı planörü Amerikalı mühendis Octave Chanute 1896 yılında yaptığı çift satıhlı planör ile adım öteye taşımış ve tasarlamış olduğu bu kanat sistemi sayesinde uzun yıllar kullanılacak olan bir sisteme öncülük etmiştir. Yaptığı planör 90 metreyi aşan mesafeye kadar uçmayı başarmıştır. Octave Chanute 1900 yılından itibaren bu çalışmasını bırakarak Wright Kardeşler‘e katılmış ve onların teknik danışmanı olmuştur.

İnsan ve rüzgar gücünün tek başına uçmak için yeterli olamayacağının anlaşılması üzerine 20. yüzyılın başlarında uçuşlar için farklı çalışmalar yapılmış ve bu amaçla buhar makineleri denenmiştir. Fransız Clement Ader buhar makinesi kullanan araştırmacıların içerisinde en başarılı olan kişidir. Yaklaşık yedi yıl süren çalışmalarının sonucunda yarasaya benzeyen ve kanatları bambudan yapılarak ipekle sarılan Èole ismini verdiği hava aracını yapmıştır. Pervanesi kuş tüyü ile örtülen bu hava aracı ile 9 Ekim 1890 tarihinde 200 metre uzunluğundaki düz bir pistte yaptığı testte yerden 50cm havalanarak sıçrama yapmış, ardından hava aracı ağır hasar alarak kullanılamaz hale gelmiştir. Havacılık otoriteleri tarafından bir uçuş değil, bir sıçrama olarak kabul edilen bu deneme sonrasında 12 Ekim 1897 tarihinde Avion ismini verdiği bir başka hava aracı ile uçuş denemiş fakat başarılı olamamıştır.

Türkiye’de Gerçekleşen İlk Balon Uçuşları

Dünyada balonculuğun hızla ilerlediği dönemde 1785 yılında İstanbul’da içerisinde ikisi Türk (saray bostancısı) biri İranlı (hekim) bulunan balonla ilk balon gösterisi yapılmıştır. Topkapı Sarayı’ndan havalanan balon 120km sonra Bursa’ya inmiştir. Sultan I. Abdülhamid balon yolcusu üç kişiyi ödüllendirirken bu uçuşun anısına balonu Ayasofya’ya astırmıştır. Kendi yaptıkları balonla gerçekleştirilen bu uçuş için padişahtan izin alan bu üç kişinin gerçekleştirdiği uçuş, saray erkanı tarafından büyük terastan izlenmiştir.

Yabancı ülke elçilerinin de davet edildiği 8 Temmuz 1844 tarihinde İtalyan baloncu Antonio Comaschi İstanbul’da bir uçuş gerçekleştirmiştir. Comaschi, 12 Haziran 1845 tarihinde Sultan Adile ile Mehmet Ali Paşa’nın evlilik töreninde de gösteri amacıyla bir uçuş gerçekleştirmiştir. 25 Haziran 1845 tarihinde balonu ile havalanan ve Karadeniz yönüne doğru giden Comaschi, bu uçuş sırasında geçirdiği kaza nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

Amerikalı Mr. Weise Boğaziçi (Bosphore) isimli balonuyla 14 Mayıs 1871 tarihinde Taksim Meydanı’ndan havalanmış ve Dolmabahçe Sarayı’nın yakınlarındaki bir bahçeye inmiştir.

Osmanlı’da balon uçuşları Sultan II. Abdülhamid döneminde de devam etmiştir. Hama’da Süvari Kaymakamı olarak görev yapan Hafız Ahmet Bey 1879 yılındaki kızının düğün töreninde kendi yaptığı balonla uçmuştur. Sultan II. Abdülhamid dönemin Osmanlı Bahriye Nezareti Müşaviri Alman Ferik Schtarke balonlarda kullanılan hava torpidolarının incelenmesi amacıyla görevlendirmiş, Schtarke ise yaptığı çalışma ile ilgili raporu 11 Ekim 1886 tarihinde padişaha sunmuştur. Raporunda hava torpidosunun mucidi Alman Rodek’le yaptığı görüşme neticesinde torpido ve balonun maliyetlerini kendisine detaylı olarak sunmuştur. Osmanlı Devleti’nin ALmanlar ile görüştüğünü duyan Fransız balon üreticisi Gabriel Yon, 19 Nisan 1889 tarihinde İstanbul’daki temsilcisi aracılığıyla padişaha bir tekli iletmiştir. Fakat 1889 yılında Lahey’de 25 ülkenin katılımı ile gerçekleşen bir konferansta hava taşıtlarıyla mermi veya bombanın kullanımının beş yıl süreyle yasaklanması, Osmanlı Devleti’nin bu konudaki çalışmalarının durmasına sebep olmuştur.

Padişah II. Abdülhamid, Zeplin balonlarının incelenmesi amacıyla Mehmet Şakir Paşa’ya emir vermiştir. Paşa 1901-1908 yılları arasında yaptığı çalışmaları bir rapor halinde padişaha sunmuş ve raporda; ülkelerin kendi hava kuvvetlerini kurmaya çalıştığını ve Alman Kont Ferdinand von Zeppelin tarafından üretilen Zeplinin teknik özellik olarak balondan daha üstün olduğunu belirtmiştir.

28 Mayıs 1909 tarihinde Fransız baloncu Ernest Barbotte, 1.200 m³’lük sarı renkli Osmanlı ismini verdiği balonuyla Taksim’deki Talimhane Kışlası önünden Paris Belediye Üyesi ve Le Figaro Muhabiri Henri Turot, İstanbul Belediyesi Mühendisi Mehmed Şükrü ve 1nci Ordu Komutanı’nın averi Muhtar bey ile birlikte havalanmıştır. Alemdağ’a gitmek üzere planlanan uçuş, teknik bir arıza nedeniyle Bulgurlu’da Yalnızselvi’ye inerek son bulmuştur. Büyük ilgi gören bu uçuşun ardından 4 Haziran 1909 tarihinde Bursa/Mudanya yönüne ikinci uçuş planlanır. Taksim’den havalanan balon, Dolmabahçe, Galata Köprüsü ve Beyazıt rotasında uçarken çıkan sert rüzgar nedeniyle Rami Kışlası’na inmek zorunda kalmıştır. Ne yazık ki Barbotte İstanbul’da 6 Haziran 1909 tarihinde yanında Şehzade İbrahim Tevfik Efendi ile Kurmay Yüzbaşı Hayri Bey ile birlikte yaptığı uçuş sırasında da balonu Yenikapı civarında arızalanır ve balıkçılar tarafından atılan halat yardımıyla yere indirilir. Barbotte bu kez İzmir’de 20 Haziran 1909 tarihinde yanında Doktor Tevfik Rüştü, Miralay Lütfü Bey ve Süleyman Bey ile birlikte havalanmış, yaklaşık 1 saat 45 dakika havada kalarak 1.000 metre irtifaya yükselmiş ve Buca yakınlarında bir bağa inmiştir.

Yapılan tüm bu gösteri uçuşlarına rağmen Osmanlı Hükümeti balon almaktan vazgeçtiği için Fransız baloncu ülkesine geri dönmüştür.

Havacılığa Yön Veren Gelişme: Uçağın İcadı

Modern havacılığın başlangıcı olarak kabul edilen ve Wright Kardeşler tarafından üretilen ilk uçağın uçuşuna kadarki süreçte Orville ve Wilbur Wright birçok uçuş denemesi gerçekleştirmiştir. İlk denemelerini çift satıhlı kuyruksuz bir planörle ortalama iki dakika süren uçuşlarını Eylül 1900’de Kuzey Carolina eyaletinin Kitty Hawk kasabasında yapmışlardır. 1903 yılına kadar yaptıkları bini aşkın deneme neticesinde motorlu bir planörün uçurulmasına karar vermişlerdir. Wright Kardeşler, 1903 yılı yaz döneminde kanat açıklığı 13 metre olan 276 kg ağırlığındaki çift pervaneli ve şafttan bisiklet tipi ve zincirle hareket etme özelliğine sahip uçağın çalışmalarını tamamlamışlardır. Wright Flyer ismini verdikleri uçakla Aralık 1903 tarihinde Wilbur Wright ilk uçuş denemesini Kitty Hawk kasabasında yapmış ve 3,5 saniye havada kalarak düşmüştür.

Dünya Havacılık Tarihi’nin ilk motorlu uçuşu 17 Aralık 1903 tarihinde Kitty Hawk kasabasına yakın Kill Devil Hills mevkiinde Orville Wright tarafından saat 10:35’te gerçekleştirilmiş ve uçak 12 saniyede 36,6 metre uçmuştur. Aynı gün saat 11:20’de Wilbur Wright tarafından yapılan ikinci uçuş sırasında uçak, 12 saniyede 53,4 metre uçmuştur. 11:40’da Orville tarafından yapılan üçüncü uçuşta 15 saniyede 61 e uçarak kendi rekorunu yenilemiştir. Wilbur tarafından aynı gün yapılan dördüncü ve son uçuşta uçak, 59 saniyede 60 metre uçarak büyük bir başarı elde etmiştir. Wirght Kardeşler elde ettikleri bu başarı neticesinde uçak üzerinde ve motorunda yenileme çalışmalarına devam ederek uçağa havada dönüşler yapabilme ve kalktığı noktaya geri inebilme gibi özellikler kazandırmışlardır. Wright Kardeşler 12 Eylül 1908 tarihinde yaptıkları bir uçuş sırasında 1 saat 15 dakika 20 saniye havada kalmayı başarmıştır. Yine Orville Wright 30 Aralık 1908 tarihinde Fransa’da yapılan bir uçuş yarışmasında 700 metre irtifada 2 saat 20 dakika 23 saniye havada kalarak 124 km mesafe katetmeyi başarmıştır.

1905 yılına kadar yaptıkları çalışmalarda uçakla yarım saat havada kalmayı başaran Wright Kardeşler, kendilerine finansal destek sağlamak amacıyla uçağı ABD Ordusu’na sunmuşlardır. Uçağın performansından memnun kalan yetkiler 1909 yılında muharebe sınıfında kullanılmak üzere Signal Corps-1 (SC1) kodu ile ABD Ordusu’na bir adet uçak satın almıştır.

Wright Kardeşler’in yapmış olduğu uçuşun tüm dünyada önemli yansımaları olmuştur. 16 Mart 1907 tarihinde Fransa’da Charles Voisin kendi yaptığı uçağı ile 60 metrelik mesafe uçmayı başarmıştır. Louis BlériotHenry FarmanLeon Delagrange ve Robert Esnault-Pelteire (REP) gibi isimler Avrupa’da havacılık çalışmalarında ön plana çıkmışlardır. 6 Eylül 1908 tarihinde Fransa’da Delagrange, bir Blériot uçağı ile 29 dakika 53 saniyelik bir uçuş gerçekleştirmiştir. 30 Ekim 1908’de ise Henry Farman 27 km mesafeyi 20 dakikada katetmiştir. İngiliz Daily Mail Gazetesi’nin Manş Denizi’ni geçecek ilk havacıya verilmek üzere yarışma düzenlemesi neticesinde Louis Blériot kendi geliştirdiği uçağı ile 25 Temmuz 1909 tarihinde Fransa’dan havalanıp İngiliz Kanalı’nı geçen ilk pilot olarak tarihe geçmiştir.

Amerika’dan sonra uçakları askeri anlamda kullanan öncü ülkelerden birisi de Fransa’dır. Fransa’da başlangıçta askeri havacılık okulu kurulmadığı için ilk pilotlar sivil havacılık okullarında eğitim görmüşlerdir. 1910 yılından itibaren pilotların sertifikalandırılması ve yetkilendirilmesi amacıyla, Fransız Havacılık Kulübü tarafından ilk kez uluslararası uçuş brövesi verilmeye başlanmıştır. Bu kapsamda, Fransa’da uçuş eğitimlerini tamamlayan üç istihkam ve yedi topçu subayı ilk brövelerini 8 Mart 1910 tarihinde almıştır.1910 yılının Nisan ayında Fransa’da Ordu Havacılık Servisi resmen kurulmuş ve envantere kazandırılan bir adet Blériot, iki adet Wright ve iki adet Farman tipi uçak ile Picardie Manevraları’nda kullanılmıştır.


Google search engine

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz